> Katarakt
> Glokom (Göz Tansiyonu)
> Şaşılık
> Kontakt Lensler
> Retina
> Kırma Kusurları
> Kornea
> Refraktif Cerrahi (Excimer Laser)
 
  Daha fazlası
 
 
 
 
 
 
aliofluoglu@gmail.com
 
Hastalıklar sayfası

Retina, görmeyi sağlayan sinir liflerini içeren ve gözün iç yüzeyini kaplayan ağ tabakadır. Bu tabakanın en sık hastalıkları arasında; retina damarlarının hastalıkları ( diyabetik ve hipertansif retinopati, damar tıkanıklıkları), retina yırtığı ve dekolmanı, sarı nokta hastalığı (yaşa bağlı maküla dejenerasyonu) ile retina içi ve altı kanamaları sayılabilir. Retina hastalıklarının belirtileri ise; görme keskinliğinde azalma, cisimleri yamuk görme, olduğundan farklı boyutta görme, görme alanında karanlık bölgeler görme, ışık çakmaları ve sinek uçuşmalarıdır. Retina hastalıkları medikal yöntemlerle, lazerle ve cerrahi olarak tedavi edilebilir.

Retina hastalıkları nelerdir
* Diabete (şeker hastalığına) bağlı bozukluklar,
* Retina dekolmanı,
* Retina içi ve altı kanamalar,
* Retina altında sıvı birikmesi,
* Retinanın damarsal hastalıkları,
* Doğuştan veya genetik hastalıklar,
* Yaşa bağlı makula hastalıkları(YBMD),
* Retina tümörleridir.

Retina hastalıklarının belirtileri nelerdir
* Ani veya yavaş görme azalması
* Işık çakmaları
* Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı
* Görüş alanında karanlık bölgeler
* Uçuşan siyah noktalar ve örümcek ağı görüntüsü
* Prematüre retinopatisi (kuvözde kalan bebeklerde gelişen retinopati için tedaviler yapmaktayız.)

Her yıl 10.000 de 1 kişide gözlenen bir göz problemidir. Her yaşta ortaya çıkabilir. Acil olarak tedavi edilmezse, kısmi veya tam görme kaybına neden olabilir.

Retina dekolmanı
Retina dekolmanı en sık retinada oluşan bir yırtığın içine göz içi sıvısının (vitreus jeli) girerek, retinanın sinir tabakasının altında yapışık olduğu tabakadan ayrılması ile oluşur. Retina yırtığı en sık yüksek miyoplarda, göz küresinin büyümesine bağlı olarak retina tabakasının incelmesi sonucu ortaya çıkar. Bununla birlikte travma sonrası ya da ağır yük kaldırma sonrasında kusuru olmayan gözlerde de retina yırtığı gelişebilir. Geçirilmiş retina infeksiyonlarından sonra ve bazı dejeneratif retina hastalıklarından sonra da retinada incelme olabilir ve sonrasında bu bölgelerden retina yırtığı gelişebilir.


Retina gözün içini kaplayan vitreus jeli ile temas halindedir. Sağlıklı bir gözde vitreus homojendir, jel kıvamındadır ve retinayı destekler. Vitreusun zamanla yaşlanması sonucu bu jel yapının kıvamı değişir, sıvılaşır. Sıvılaşan göz içi jeli, retinayı destekleyici özelliğini kaybeder ve yapışık olduğu retina tabakasından ayrılır. Bu ayrılmaya arka vitreus dekolmanı denir. Bu ayrışan vitreus jeli göz hareketleri ile gözün içinde dalgalanır ve hastalar tarafından uçuşan siyah lekeler ya da tüller olarak ifade edilir.

Göz içi jeli retinadan ayrılırken çekintiler oluşturur. Bu çekintiler sonucu retinada oluşan mekanik uyarı hasta tarafından ışık çakmaları ya da şimşek çakmaları olarak algılanır..Bu çekintiler incelmiş retinada yırtılmalara sebep olabilir. Yırtılan retina tabakası bir damar üzerinden geçiyorsa göz içine bir kanama olabilir.

Retinada oluşan yırtığın içine sıvılaşmış göz içi jelinin girerek, retinanın sinir tabakasının altında yapışık olduğu tabakadan ayrılması ile retina dekolmanı oluşur. Altındaki dokudan ayrılan retina bölgesinin görme fonksiyonu azalır.

Retina dekolmanı, gelişmemiş retina yırtıkları argon lazerle çevrelenerek içeri sıvı sızması önlenir. Retina dekolmanı körlüğe kadar ilerleyebilecek bir hastalıktır, tedavisi acildir ve tek tedavisi cerrahidir. Bu durumda vitrektomi tekniği ile vitreus jeli temizlenir ve gözün içi özel tampon maddeleri ile (genişleyen gaz ya da silikon yağı) doldurulur

Diabetik Retinopati
Retinanın şeker hastalığına bağlı hastalığına diyabetik retinopati denir ve şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık nedenidir. Şeker hastalığı özellikle retina tabakasını ve bu tabakadaki damarları etkileyerek sinir lifi tabakasının fonksiyonunu bozar ve görme kayıplarına yol açar.



Retinopati gelişmesinde rol oynayan faktörlerin başında şeker hastalığının süresi ve tipi gelir. Hastalık başlangıcından itibaren 10 yıl geçenlerde ve insülin kullananlarda retinopati daha sık görülür. Kan şekeri kontrolü de önemli bir faktördür, kan şekerinin düzensiz seyretmesi, ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır. Hastalık açlık kan şekeri 140, HbA1c 7 nin altında ise daha yavaş seyreder. Diyabetik retinopatiyi hızlandıran diğer faktörler arasında; hipertansiyon, hiperkolesterolemi, sigara ve böbrek hastalığı sayılabilir.

Şeker hastalığı, retina damarlarının yapısını bozar, damar geçirgenliğini arttırarak damarlardan serum sızıntısına ve sarı nokta bölgesinde sıvı birikimine, beraberinde retinada lipid birikimine ve damarların tıkanarak beslenmeyen retina alanlarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu damar bozuklukları görme merkezinin dışında ise görme azalmaz. Ancak zamanla beslenmesi bozulan bölgelerde anormal damarlar ile birlikte göz içinde zarlar ve bantlar oluşabilir. Bu bantların yarattığı retina çekintileri retina tabakalarının birbirinden ayrılmasına (traksiyonel retina dekolmanı) sebep olabilir. Şeker hastalığında görülebilen diğer göz hastalıkları arasında katarakt, göz kaslarındaki felç sonucu şaşılık, gözkapağı düşüklüğü, çift görme , göz tansiyonu ve kan şekerialçalıp yükselmelerine bağlı gelişen odaklanma sorunları olabilir.

Diyabetik retinopati saptanan hastalarda FFA (fundus florosein angiography) adlı anjiografi yöntemiyle damar yolundan florosein maddesi verilerek retina damarlarından sızıntı olup olmadığı belirlenir. Gerekli görülen hastalarda retinaya lazer fotokoagülasyonu yapılır. Gerilemeyen sarı nokta (maküla) ödeminde göz içine kortizon (intravitreal injeksiyon) verilebilir. Son yıllarda retinadaki anormal damarlanmayı tedavi etmek üzere Anti-VEGF genel başlığı altında yeni bir grup ilacın göz içine enjeksiyonu ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. İleri evrelerde görülen göz içi kanamaları, retinada oluşan zarlar ve buna bağlı retina ayrılmalarında ise vitrektomi ameliyatı uygulanır. Diyabetik retinopati saptanmamış hastaların yılda 1 kez , retinopati gelişen hastaların ise 3-6 ayda bir gözdibi muayenesi yapılmalıdır.

Sarı nokta hastalığı ( Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu )
Görme merkezinin yaşa bağlı hasarına sarı nokta hastalığı denir. İleri yaş, ultraviyole ışınlar, genetik faktörler, vitamin eksikliği, hipertansiyon, sigara ve şişmanlık hastalığın görülme sıklığını arttırır.


Hastalığın iki tipi vardır. Kuru tip retina tabakası altında dokudan temizlenemeyen bazı maddelerin birikmesi ile oluşur. Daha sık görülmekle birlikte daha yavaş seyreder. Yaş tipi ise, hasta dokuda oluşan anormal damarlara sahip zarlı dokunun retinaya doğru ilerlemesi ile meydana gelir. Bu tip daha nadir görülmekle birlikte sıklıkla görme kaybına yol açar. Bu tipte yeni oluşan damar ve zarlardan sızıntı ve kanama olur, bunun sonucunda sinir lifi hücrelerinin fonksiyonu kaybolur. İki tip birbirinden klinik ve anjiografik muayene (FFA ve ICG) ile ayrılır

Hastalığın belirtileri
Hastalığın belirtileri; görme keskinliğinde azalma, cisimleri eğri ya da küçük görme, görme alanında siyah bir alan görülmesidir. Retina tabakaları altına lipid (yağlı) materyal birikmesiyle oluşur. Daha yavaş ilerler ve uzun sürede görme azalmasına yol açar.
Uzun yıllardır devam eden çalışmalar sonucunda bu hastalık fotodinamik tedavi (PDT) adı verilen yöntemle tedavi edilmeye başlanmıştır. 2000 yılında Amerika'da FDA (Food and Drug Administration) tarafından onaylanan fotodinamik tedavi ile yaş tip sarı nokta hastalığında başarılı sonuçlar alınmaktadır. PDT tedavisinde kol damarlarından verteporfirin adlı bir madde verilir. Hastalıklı dokuda toplanma özelliği gösteren bu madde göze yollanan lazer ışını yardımıyla aktiflenir ve dokuda oksijen radikallerini ortaya çıkarır. Açığa çıkan oksijen radikalleri yalnızca hastalıklı dokudaki anormal damarları tahrip eder, ancak komşu sağlıklı retina dokusuna zarar vermez. İlacın yan etkileri; geçici görme azlığı, ışık hassasiyeti, kolda ödem, bulantı ve sırt ağrısıdır. Tedavinin hasta açısından olumsuz tarafları ise, tedavi maliyetinin yüksek olması ve sık nüks görülmesidir

Son yıllarda retinadaki anormal damarlanmayı tedavi etmek üzere Anti-VEGF genel başlığı altında yeni bir grup ilacın göz içine enjeksiyonu ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Oluşan damarlı zarların cerrahi olarak çıkarılması ve sağlam retina bölgelerinin merkeze kaydırılması (maküla translokasyonu) sarı nokta hastalığında halen geliştirilmeye çalışılan tedavi yöntemleridir.

Retinitis Pigmentosa (Tavuk Karası )
Genç yaşlarda gece görüşünün bozulmasıyla ortaya çıkan ve ileri yaşlarda bulguların ağırlaşması sonucunda görme keskinliğini ileri derecede bozan bir hastalıktır. Genellikle akraba evliliği sonucu gelişir, beraberinde pek çok göz ve organ anomalileri eşlik edebilir.Günümüz şartlarında kesin tedavisi mevcut olmamakla beraber,hastalık hakkında genetik çalışmalar umut vericidir.

Sayfabaşı